NASA Earth Observatory ile Güney Florida Üniversitesi (USF) Deniz Bilimleri Fakültesinin yayımladığı veriler, Büyük Atlantik Sargassum Kuşağı’ndaki yüzen kahverengi alg miktarının Haziran 2026’da uydu kayıtlarının ikinci en yüksek seviyesine ulaştığını gösterdi. Ölçümlerde Karayip Denizi ve Meksika Körfezi için bölgesel rekorlar kaydedildi.
NASA’nın PACE uydusundaki Okyanus Rengi Cihazı (OCI), tropikal Atlantik’teki Sargassum yoğunluğunu yansıyan güneş ışığındaki tayfsal farklılıklar üzerinden haritaladı. Alglerin bitki yapısı ve klorofil pigmentleri, yakın kızılötesi ışığı deniz suyundan daha güçlü yansıttığı için uydu verilerinde ayırt edilebiliyor.
Meksika Körfezi’nde 5 milyon ton
USF Optical Oceanography Laboratory’nin 30 Haziran tarihli bültenine göre Meksika Körfezi’ndeki toplam Sargassum miktarı 5 milyon metrik tona ulaştı. Bu değer, 2025’te kaydedilen önceki bölgesel rekorun yaklaşık iki katı. Batı ve doğu Karayipler için ölçülen miktarlar ise sırasıyla 3,6 milyon ve 9 milyon metrik ton oldu.
Bilim insanlarının değerlendirmesine göre 2026, toplam Sargassum miktarı bakımından 2025’in ardından uydu kayıtlarındaki ikinci en yüksek yıl olma yolunda. NASA’nın aktardığı daha yeni gözlemler, biyokütlenin Temmuz ayında gerilemeye başladığına işaret ediyor. Bu nedenle Haziran verileri bütün yıl için sürekli artış anlamına gelmiyor.
Uydu takibi neden önemli?
Açık denizde ölçülü miktardaki Sargassum; balıklar, deniz kaplumbağaları, kuşlar ve omurgasızlar için yaşam alanı oluşturabiliyor. Ancak yoğun tabakalar kıyıya ulaştığında deniz çayırlarını ve mercanları örtebiliyor. Sahilde çürüyen alglerin açığa çıkardığı hidrojen sülfür de ekosistem, turizm ve kıyı yönetimi açısından sorun yaratabiliyor.
PACE, MODIS ve VIIRS gibi uydu araçlarından gelen veriler, çok geniş bir okyanus alanını düzenli biçimde izlemeyi mümkün kılıyor. USF’nin Sargassum Watch System sistemiyle birleştirilen ölçümler, kıyı topluluklarının olası birikimlere karşı hazırlık yapmasına yardımcı oluyor.
Veriler Atlantik, Karayipler ve Meksika Körfezi’ni kapsıyor. Çalışma, Türkiye kıyıları için doğrudan bir risk tahmini içermiyor.
